
Kalküta'da hastalık ve açlığa rahmen, yıkanırken o anı yaşayıp ve bizden yaşama daha sahiplenen iki kardeş.
Yaz kokusu alıyorsan, benim gibi,
Eğer geçiyorsa içinden Zeus’un okları,
İşte bu eski surat bakıyorsa sana,
Tarihi tekerrür ettiriyoruz o zaman.
Uykuya özlem gözlerle bile;
Yeniden bakışa bilmek seninle,
Nefesinin değişimini izleyebilmek,
Bir filizdir benim ruhumda.
Anlamlı kalır geçmişim,
Çünkü yeni bir ekindim o zaman.
Neyim, ne oldum bilir misin?
Önemi var mı ki bu sürecin,
Nerden nereye geldiğimizin.
Sadece merak;
Geride bırakarak,
Bütün güzelliğiyle Antalya’yı.
Bir ressam edasıyla,
Tozlu ruhumun en eşsizlerinden birini
Yeniden şekillendirmek.
Tutkunu esiri bir merak bu.
Yani sadece merak.
Ağırlaşmış bir gecenin
Serin esintisinde izleyebilmek,
Notalara dönüşmesini her hecenin,
Yıldırımlara boğulmasını iki bedenin.
Ne huzur vericidir çok iyi bilirsin,
Gözlerimizi kızartan damgaların yanında.
Hiçbir şey beklemeden;
Bunca yıllın soğukluğunu önemsemeden,
Karşında çıkartabilmek bütün zırhımı.
Ve önüne koyabilmek bütün yazgımı.
Şaşkınlık verici bir güven.
Sana karşı, sana olan.
Ayrılacaktır yollar yine,
Kamçılanacaktır ruhlarımız belki de.
Bilmem kaç sene sonra,
Görüşmek üzere.
Çocukluğumun geçtiği bahçemin en güzeli,
Tozlu ruhumun en eşsizi.
İsmail Andaç Iltar
19.05.2008 03.48
Bana öyle bir borcun var ki, benim için çok derin,
Benim sana öyle bir borcum var ki, hiçbir zaman ödeyemediğim...

Sofya'da annesini bekleyen bir çocuk. Bize beklemenin ızdarıbını hatırlatır şekilde gözlüyor yolu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder