Kahkahalarını duyuyorum!
Bana bakıyorsun göğün ötesinden.
Darbeliyor kör bir bıçak,
Seslerin akıtıyor kanımı.
Senin yarattığın bu kaçak,
Her oyununa boyun eğerek ilerliyor.
Yaralandım, ey hak!
İstedim senden adalet,
Kaybettiklerimi kazancımla ödeyerek,
Bu utanç kokan sefalet
Ve yalnızlıktan kurtulmak.
Bilmiyorum artık nasıl davranacağımı.
Ölü ruhumun üzerinden,
Geçiyor binlerce atlı.
Güneşin etrafında,
İşte o an gülüşlerin belirir.
Daphne’nin elinde lir,
Ağlatıyor ruhuma ait bedeni.
Anılarımdan çıkmış atlılar,
Kamçılanarak geçiyor üstümden.
Bilmeden nereye gittiklerini, bilmeden?
Bilmiyorum artık nasıl davranacağımı.
Unutmuşum sevmeyi, sarılmayı,
Konuşmadan dokunmayı.
Hatırlatır mısın ey hak’ımın güneşi?
Yaratır mısın nükleer serpinti?
Hazırım.
Bana yeni bir oyun yazar mısın?
Mutluluğumu katamıyorsan,
Başkasının mutluluğu içine,
Sevemiyorum o zaman.
Kahkahalarını bastırıyorum,
Hıçkırıklarımın karanlık operasıyla.
Bir erkeğin ağlaması ne demek iyi bilirsin.
Yenilginin hüzünlü şarkısıyla,
Yüzünün yansımasından utanmak demek.
Üzgünümün olmuyor.
Kendimi kendimden kurtaramıyorum.
Gülüyorsun çok,
Karalarken alın defterimi.
Ama yardım eden yok.
Oyunumun kahramanları,
Üzgünüm…
10.06.2008 01.10
İsmail Andaç Iltar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder