Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtız, öfkeli, aç,
Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
ve her seferde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...
08.09.1960
Nazım Hikmet Ran

Dostum, kardeşim, babam...
Bana yazmayı öğütleyen adam.
12yıl 7ay seni hapis yattıran bu vatanın,
Günahı ve utancı içinde doğdum.
Senin gibi sevmeyi,
Senin gibi dövüşmeyi
Senin gibi ölmeyi,
Ant içtim kaderime.
Dostum, kardeşim, babam…
Bana yazmayı öğreten adam.
Birlikte sürelim karanlıklarımız içinden,
Yaratacağımız maviliklere.
Geçerken kızıl atlılarımız,
Salkım söğütlerinin altında oturalım.
Sonra birlikte yürüyelim,
Karlı kayın ormanında.
Aşkı paylaşarak,
Ekmeği ve tuzu paylaşarak banalım.
Elini ve sesini ver,
Dostum, kardeşim, babam…
10.06.2008 02.01
İsmail Andaç Iltar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder