13 Haziran 2008 Cuma

Altımda koca canavar kamyon,


Virginia'daki Shenandoah ulusal parkında bir sisli sabah...

Altımda koca canavar kamyon,
Andırıyorum Timur’un fillerini.
Ey hayal kanyon!
Geçit ver bu yorgun adama.
Bilirim,
Tükettin binlerce sana ait sefillerini.
Senin yollunun üzerinde,
Karanlığa sürüklediklerini.

Altımda koca canavar kamyon,
Açılıyor önümde bir ömür tekrar tekrar.
Ne kadar güzel her son!
Bu hayalin sisi içinde,
Seninle başlayıp, seninle biten.
Düşlerimin yıldızı sen,
Bürünüyor en güzel kırmızı,
Senin dudaklarına.
Ve her ömürde aynı ekin büyüyor içimde.

Altımda koca canavar kamyon,
Ağırlığımın altında eziliyor asfalt.
Her ışıkta, sokakta, kaldırımda,
Parlıyorsun yüzüme doğru,
Yürüyorsun yüreğime ve gülümsüyorsun.
Bir an bile olmuyor nasılsa,
Karşımda olmadığın.

Döndürüyorum koca kamyonu,
Her yolda seninle bir hayat geçiriyorum.
Ne mutlu yaşam!
Uzakta kalıyor her şey.
Mide delen her konu,
Gömülüyor senin yanında.

Beynimin içindesin,
Hayaller uzaklaştırıyor gerçekleri
Ve yaşatıyor beni.

Severek ölüm çok özel,
Hayallerim sadece sen içindeysen
Ve yollardayken güzel.

Altımda koca canavar kamyon,
Düşünmeden düşlüyorum.
Bir çocuk gibi seni beklercesine,
Binlerce yaşamı aynı sonla bitiriyorum.
Her ömürde,
Tekrar seni bekliyorum.

İsmail Andaç Iltar
14.06.2008 02.13


Hayal etmek en büyük özgürlüktür. Bu yüzden onu doyasıya yaşamak gerekir...

12 Haziran 2008 Perşembe

Arkadaş


Haykır!!!

Halatımdır arkadaş
Giderken susuz aç,
Bağlar beni belimden
Ve oluruz yoldaş
Ya da boynumdan yakalar,
Gözlerimin önünde asar.

Kıskanırım seni arkadaş,
Bir sevgili edasıyla
Yoldan çıkmış sürüklenirken ki gibi
Bir korku içimi kaplayan.

Bağların derimi keser,
Ama anlamam bir şey.
Hayatındaki bir er,
Önemi var mı arkadaş?

Ruhum akar akar,
Senin sahillerine çarpar.
Şekillendiririm seni arkadaş.
Gürlerim bazen;
Ve susturur seni rüzgâr
Ama bildiğini okursun hemen.
Okşarım bazen;
Kumlarından çekilirim yavaş yavaş,
Ama umursamazın sen.

Değer bilmesin sevginin
Ki kimse bilmez.
Sorgularım,
Düşünürüm,
Bulamam.
Niye diye bunca körlük?
Fazlasını mı aramak için?
Hayallere bağlanan halatlar sökük.
Gerçekle mi yontulmak için?

Suskun mu oturacaksın yanımda?
Bunca paylaşılanın ardından,
Bari gidip başka yerde kalbini aç.

Aç ki;
Saf pınarın suyu yıkasın yüzünü,
Unutursun geçmişin izini
Ve kirlenmiş bizleri.

Aç ki;
Yüreğinin vadisinden bırakasın yükünü,
Böylece değebilir bulutlar tenine.
Ulaşabilirsin hak ettiğin yere.

Aç ki;
Bulasın aradığın yerde özünü,
Ufuklar önüne serilir
Ve yılmaz dalgalarımdan,
Ayrılırsın arkadaş…

İsmail Andaç Iltar
28.05.2007 01.49

9 Haziran 2008 Pazartesi

Durup dururken...

Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtız, öfkeli, aç,
Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
ve her seferde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...

08.09.1960
Nazım Hikmet Ran



Dostum, kardeşim, babam...
Bana yazmayı öğütleyen adam.
12yıl 7ay seni hapis yattıran bu vatanın,
Günahı ve utancı içinde doğdum.
Senin gibi sevmeyi,
Senin gibi dövüşmeyi
Senin gibi ölmeyi,
Ant içtim kaderime.

Dostum, kardeşim, babam…
Bana yazmayı öğreten adam.
Birlikte sürelim karanlıklarımız içinden,
Yaratacağımız maviliklere.
Geçerken kızıl atlılarımız,
Salkım söğütlerinin altında oturalım.
Sonra birlikte yürüyelim,
Karlı kayın ormanında.
Aşkı paylaşarak,
Ekmeği ve tuzu paylaşarak banalım.
Elini ve sesini ver,
Dostum, kardeşim, babam…


10.06.2008 02.01
İsmail Andaç Iltar

Üzgünüm...



Kahkahalarını duyuyorum!
Bana bakıyorsun göğün ötesinden.
Darbeliyor kör bir bıçak,
Seslerin akıtıyor kanımı.
Senin yarattığın bu kaçak,
Her oyununa boyun eğerek ilerliyor.

Yaralandım, ey hak!
İstedim senden adalet,
Kaybettiklerimi kazancımla ödeyerek,
Bu utanç kokan sefalet
Ve yalnızlıktan kurtulmak.

Bilmiyorum artık nasıl davranacağımı.
Ölü ruhumun üzerinden,
Geçiyor binlerce atlı.
Güneşin etrafında,
İşte o an gülüşlerin belirir.
Daphne’nin elinde lir,
Ağlatıyor ruhuma ait bedeni.
Anılarımdan çıkmış atlılar,
Kamçılanarak geçiyor üstümden.
Bilmeden nereye gittiklerini, bilmeden?

Bilmiyorum artık nasıl davranacağımı.
Unutmuşum sevmeyi, sarılmayı,
Konuşmadan dokunmayı.
Hatırlatır mısın ey hak’ımın güneşi?
Yaratır mısın nükleer serpinti?
Hazırım.
Bana yeni bir oyun yazar mısın?

Mutluluğumu katamıyorsan,
Başkasının mutluluğu içine,
Sevemiyorum o zaman.

Kahkahalarını bastırıyorum,
Hıçkırıklarımın karanlık operasıyla.
Bir erkeğin ağlaması ne demek iyi bilirsin.
Yenilginin hüzünlü şarkısıyla,
Yüzünün yansımasından utanmak demek.

Üzgünümün olmuyor.
Kendimi kendimden kurtaramıyorum.
Gülüyorsun çok,
Karalarken alın defterimi.
Ama yardım eden yok.
Oyunumun kahramanları,
Üzgünüm…

10.06.2008 01.10
İsmail Andaç Iltar