8 Ekim 2008 Çarşamba

Sana adadım hayatımı...



Yaşamak;
Ezilmiş bedenimin altında,
Anama avradıma sövülmüş kimliğimin altında,
Kor gibi yalnızlığın içinde,
Amaçsız ve sahipsiz duygularla,
Önümde çürüyen geleceğimle yaşamak...

Çırılçıplak doluda kaldım.
Yardım haykırdım ses vermeden,
Beklemeden kimseyi.
Ama sen geldin,
Sardın gülüşünün sıcaklığıyla,
Yaşadığımı hissettim senin kollarında.

Hayatımın ilk kadınıydın sen,
Şimdi tekrar paylaşıyordu benimle mutluluğunu
Baktım,
Baktım delice sana,
Sildim bütün benliğimi
Senden doğan bir bebek gibi,
Kollarında yeniden doğdum.
Kırıldı dizlerim fedekarlığının karşısında,
Açtım sonra yüreğimi,
Çıkartıp bıraktım önüne
Adadım sana hayatımı,
Yeni doğmuş bakir ruhumu,
Sana adadım...
Gözlerim çöktü, dudaklarıma yapıştın,
Kendi yüreğini koydun boşluğuma.
Ve sen bende atmaya,
bende çılgınca sende atmaya başladım.
Verilmemiş değeri verdik birbirimize,
Yetmedi, yetemedi.
Mutluluk sadece bizdeydi.

Sana adadım hayatımı canım.
Gururla, mutlulukla, deli gibi zevkle yapıyorum.
Ait oldum sana.
Seninle birlikte yaşlanıcağım
Ve sonsuza dek yanında olacağım.

Ekin'im, Seninle evlenmek için deliriyorum canım...

İsmail Andaç Iltar
08.10.2008 10.16

27 Ağustos 2008 Çarşamba

Sen...

Sen, yaşadığım şu hayatta, bütün güzellikleri barındıran tek varlıksın.
Sen, benim varoluşumun tek nedenisin.
Sen, bu dünyayı anlamlı kılan, tek sebepsin.
Sen, bu girdapda, duygularımın tek sonsuzluğusun.
Sen, ayak bastığım cennetimin, tek Antalyamsın.
Sen, yağmur edasıyla gelen, kaderimin tek bereketisin.
Sen, zifiri karanlığın içinde görebildiğim, geleceğimin tek yolusun.
Sen, kitaplar gibi asil olan, öngörebildiğim tek bilgeliksin.
Sen, suyun sesi gibi, uzanabildiğim tek huzurlu sahillimsin.
Ve sen, teksin.
Ve ben sana aittim...

İsmail Andaç Iltar
14.08.2008 15.04

Ne kadar zor...



Ne kadar zor bilir misin?
Tutmaya çalışırken berak ellerini,
Tutamamak alemin kanunu yüzünden.
Susup, beni anlamlı kılana diyememek,
En güzel söcüklerden bir demet.
Çok zor ruhumun suyu...

Bak bana!
Işıldıyorsa eğer gözüm gözüne,
Senin yarattığın serpintidir canım.
Eğer duruyorsam hala bu şehirde,
Yaşıyorsa bu beden nefes nefese,
Senin eserindir sevgilim.
Bırakta tapınayım o zaman,
Bana yaşama şansı verene.
İzin ver...

İzin ver rüyalarıma aşkım!
Babil'in asma bahçelerinden bakan,
Güzelliğine milyonların kılıç salladığı,
Prensesime uzanayım.

Çok zor değil mi hayatım?
Eğer ben sana mecbursam.
Eğer sana adamışsam dünyayı,
Var olmamın anlamını sende bulmuşsam.
Sen varsan eğer zor yok benim için.
Sen yoksan eğer,
Sonsuzlukta bile azap var...

Dayanmak ağır geliyor bazen sevgilim.
Bedenim bedenine deydiğinde değerli olursa,
Sana baktığımda konuşabiliyorsa ruhum,
İhtişama aç insaliğin en güzelini bulmuşsam,
Aklım yetmiyorsa varlığına meleğim,
Dayanmak zor değil, yavaş bir ölüm gibidir.

Sevgilim,
Dünya nasıl istersen öyle olacak!
Sonsuzluk seni fısıldayacak sonsuzluğunda.
Kıskanacak kesin seni, benim gibi.
Ve ben olacağım yanında herzaman,
Sen nasıl layık görürsen öyle duracağım.
İstersen mutluluğun olacağım,
Ne mutluluk varsa paylaşacağım seninle.
İstersen eski bir anı gibi kalırım yanında,
Beklerim sonsuzluğun karanlığında,
Aydınlığını izleyerek,
Zaman kavramını unutup,
Bana ihtiyacın olmasını beklerim.

Sen nasıl istersen öyle olacak meleğim!
Anlayışlıdır o saydam yürek,
Biliyorum, dayanamadığımı anlar.
Bir meleği sevmek kolay değil,
Tek başına sevmek.
Biliyosun;
Yanındayım her zaman,
Dostum, Yoldaşım, Karım...

İsmail Andaç Iltar
27.08.2008 11.13

13 Haziran 2008 Cuma

Altımda koca canavar kamyon,


Virginia'daki Shenandoah ulusal parkında bir sisli sabah...

Altımda koca canavar kamyon,
Andırıyorum Timur’un fillerini.
Ey hayal kanyon!
Geçit ver bu yorgun adama.
Bilirim,
Tükettin binlerce sana ait sefillerini.
Senin yollunun üzerinde,
Karanlığa sürüklediklerini.

Altımda koca canavar kamyon,
Açılıyor önümde bir ömür tekrar tekrar.
Ne kadar güzel her son!
Bu hayalin sisi içinde,
Seninle başlayıp, seninle biten.
Düşlerimin yıldızı sen,
Bürünüyor en güzel kırmızı,
Senin dudaklarına.
Ve her ömürde aynı ekin büyüyor içimde.

Altımda koca canavar kamyon,
Ağırlığımın altında eziliyor asfalt.
Her ışıkta, sokakta, kaldırımda,
Parlıyorsun yüzüme doğru,
Yürüyorsun yüreğime ve gülümsüyorsun.
Bir an bile olmuyor nasılsa,
Karşımda olmadığın.

Döndürüyorum koca kamyonu,
Her yolda seninle bir hayat geçiriyorum.
Ne mutlu yaşam!
Uzakta kalıyor her şey.
Mide delen her konu,
Gömülüyor senin yanında.

Beynimin içindesin,
Hayaller uzaklaştırıyor gerçekleri
Ve yaşatıyor beni.

Severek ölüm çok özel,
Hayallerim sadece sen içindeysen
Ve yollardayken güzel.

Altımda koca canavar kamyon,
Düşünmeden düşlüyorum.
Bir çocuk gibi seni beklercesine,
Binlerce yaşamı aynı sonla bitiriyorum.
Her ömürde,
Tekrar seni bekliyorum.

İsmail Andaç Iltar
14.06.2008 02.13


Hayal etmek en büyük özgürlüktür. Bu yüzden onu doyasıya yaşamak gerekir...

12 Haziran 2008 Perşembe

Arkadaş


Haykır!!!

Halatımdır arkadaş
Giderken susuz aç,
Bağlar beni belimden
Ve oluruz yoldaş
Ya da boynumdan yakalar,
Gözlerimin önünde asar.

Kıskanırım seni arkadaş,
Bir sevgili edasıyla
Yoldan çıkmış sürüklenirken ki gibi
Bir korku içimi kaplayan.

Bağların derimi keser,
Ama anlamam bir şey.
Hayatındaki bir er,
Önemi var mı arkadaş?

Ruhum akar akar,
Senin sahillerine çarpar.
Şekillendiririm seni arkadaş.
Gürlerim bazen;
Ve susturur seni rüzgâr
Ama bildiğini okursun hemen.
Okşarım bazen;
Kumlarından çekilirim yavaş yavaş,
Ama umursamazın sen.

Değer bilmesin sevginin
Ki kimse bilmez.
Sorgularım,
Düşünürüm,
Bulamam.
Niye diye bunca körlük?
Fazlasını mı aramak için?
Hayallere bağlanan halatlar sökük.
Gerçekle mi yontulmak için?

Suskun mu oturacaksın yanımda?
Bunca paylaşılanın ardından,
Bari gidip başka yerde kalbini aç.

Aç ki;
Saf pınarın suyu yıkasın yüzünü,
Unutursun geçmişin izini
Ve kirlenmiş bizleri.

Aç ki;
Yüreğinin vadisinden bırakasın yükünü,
Böylece değebilir bulutlar tenine.
Ulaşabilirsin hak ettiğin yere.

Aç ki;
Bulasın aradığın yerde özünü,
Ufuklar önüne serilir
Ve yılmaz dalgalarımdan,
Ayrılırsın arkadaş…

İsmail Andaç Iltar
28.05.2007 01.49

9 Haziran 2008 Pazartesi

Durup dururken...

Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtız, öfkeli, aç,
Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
ve her seferde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...

08.09.1960
Nazım Hikmet Ran



Dostum, kardeşim, babam...
Bana yazmayı öğütleyen adam.
12yıl 7ay seni hapis yattıran bu vatanın,
Günahı ve utancı içinde doğdum.
Senin gibi sevmeyi,
Senin gibi dövüşmeyi
Senin gibi ölmeyi,
Ant içtim kaderime.

Dostum, kardeşim, babam…
Bana yazmayı öğreten adam.
Birlikte sürelim karanlıklarımız içinden,
Yaratacağımız maviliklere.
Geçerken kızıl atlılarımız,
Salkım söğütlerinin altında oturalım.
Sonra birlikte yürüyelim,
Karlı kayın ormanında.
Aşkı paylaşarak,
Ekmeği ve tuzu paylaşarak banalım.
Elini ve sesini ver,
Dostum, kardeşim, babam…


10.06.2008 02.01
İsmail Andaç Iltar

Üzgünüm...



Kahkahalarını duyuyorum!
Bana bakıyorsun göğün ötesinden.
Darbeliyor kör bir bıçak,
Seslerin akıtıyor kanımı.
Senin yarattığın bu kaçak,
Her oyununa boyun eğerek ilerliyor.

Yaralandım, ey hak!
İstedim senden adalet,
Kaybettiklerimi kazancımla ödeyerek,
Bu utanç kokan sefalet
Ve yalnızlıktan kurtulmak.

Bilmiyorum artık nasıl davranacağımı.
Ölü ruhumun üzerinden,
Geçiyor binlerce atlı.
Güneşin etrafında,
İşte o an gülüşlerin belirir.
Daphne’nin elinde lir,
Ağlatıyor ruhuma ait bedeni.
Anılarımdan çıkmış atlılar,
Kamçılanarak geçiyor üstümden.
Bilmeden nereye gittiklerini, bilmeden?

Bilmiyorum artık nasıl davranacağımı.
Unutmuşum sevmeyi, sarılmayı,
Konuşmadan dokunmayı.
Hatırlatır mısın ey hak’ımın güneşi?
Yaratır mısın nükleer serpinti?
Hazırım.
Bana yeni bir oyun yazar mısın?

Mutluluğumu katamıyorsan,
Başkasının mutluluğu içine,
Sevemiyorum o zaman.

Kahkahalarını bastırıyorum,
Hıçkırıklarımın karanlık operasıyla.
Bir erkeğin ağlaması ne demek iyi bilirsin.
Yenilginin hüzünlü şarkısıyla,
Yüzünün yansımasından utanmak demek.

Üzgünümün olmuyor.
Kendimi kendimden kurtaramıyorum.
Gülüyorsun çok,
Karalarken alın defterimi.
Ama yardım eden yok.
Oyunumun kahramanları,
Üzgünüm…

10.06.2008 01.10
İsmail Andaç Iltar